Yorgo Seferis

Asıl adı Giorgios Stylianou Seferiades olan Yunanlı şair Yorgo Seferis , 1900 yılında , o zamanlar zengin Rum topluluğunun yerleşim bölgelerinden biri olan İzmir’de doğmuş, yaz aylarını ailesi ile birlikte Herakleitos ’un doğum yeri olan Urla İskelesinde (eski Klazomene ) geçirmeye başlamıştır. Birinci Dünya Savaşı’nın çıkması ile birlikte , babası apar topar bütün aileyi Atina’ya yerleştirmiştir. Bir daha dönemediği bu küçük şirin sahil kasabasını asla unutamayan Yorgo Seferis ,18 yaşına geldiği zaman Paris’e hukuk okumaya gider. Aynı yıl (1922) İzmir’in yakılması Yorgo Seferis’i derinden etkilemiştir. Küçük yaşlardan beri yerleşik bir yaşam sürememiş olan Yorgo Seferis , iş olarak diplomatlığı seçmiştir.

Londra , Güney Afrika, Mısır ve İtalya gibi ülkelerde vazife yapmış olan şairin yine Türkiye ’ye gelmesi, 1940-1950 yılları arasında Ankara Yunan Büyükelçiliğine müsteşar olarak atanması ile olur.

Yorgo Seferis, Yunan Edebiyatında simgeciliğin öncüsü olmuştur. 1930 kuşağının önde gelen temsilcilerinden birisidir. Edmund Keeley ile Princeton’da yaptığı (1968 ) söyleşisinde , Seferis şairliğinde geldiği noktayı İzmirdeki günlerine ve yazlarını geçirdiği Urlaya bağlar. Şiirlerinin çocukluk anıları altında gelişen imgelerden kaynaklandığına inanan şair, bilinçaltının Urlanın ara sokaklarında şekillendiği gerçeğini saklamaz. Yorgo, çağdaş meslektaşlarından sıyrılıp günümüzün en önemli yunan şairleri arasına girmesini sağlayan ilham ışığının İzmir ve Urlada geçirdiği çocukluk döneminin etkisi ile parladığını da sözlerine ekler.

Yunanlıların kendi antik tarihlerinin yükünü taşıyan , çağdaş Yunan edebiyatının , Ege’nin bu yakasında doğup büyüyen , tek şairidir Seferis. Ne çağdaşları ne de ondan sonra gelen çağdaş Yunan şairleri Seferis kadar Yunan edebiyatını sınırlarının üstüne çıkarmamıştır. Seferis ’i bu kadar farklı kılan öğe , oryantalizmin küçük kırıntılarının çocukluk yıllarında içinde yeşermiş olmasıdır. Lirizm yüklü şiirlerinde ve Yunan halkının trajik durumunu gözler önüne serer.

 

 

 

Seferis sürekli yer değiştirmenin bir sonucu olarak içinde artan hoşgörünün neticesinde insanlara ve olaylara , esnek bir anlayışla yaklaşmanın ustası olmuştur. Urla ’daki unutulmaz çocukluluğunun kişiliğine yansıması , ‘öteki sahil ’yı vatanının ayrılmaz bir parçası görmesi ve edebiyatın kendisinde yarattığı hoşgörü Seferis ’i aşırılıklardan korumuştur.
1935 yılında yazdığı ‘Destansı Öykü /Mitolojik Tarih ’ en önemli yapıtlarından biri olarak kabul edilir.

Dönüm Noktası (1931 ), Sarnıç(1932 ), Seyir Defteri I -IV (1940-1955), Alıştırma Defteri (1940 ), Ardıç Kuşu (1947), Üç Gizli Şiir (1966 ) ise başka yapıtlarıdır. En önemli şiirleri ise; ‘Denize yakın mağaralarda ’, ‘Destansı Öyküden ’, ‘Y.S. Yöntemi ile’ ve ‘Yadsıma ’ dır.

Yorgo Seferis ve ailesi Urla ’yı terk ederken yanlarına hiçbir eşya almamışlar, herşeyi olduğu gibi bırakıp, kapıyı kilitleyip çıkmışlardır. Seferis için çocukluğunun geçtiği evinin önemi öylesine büyüktür ki, 14 yaşında bir daha art dönmemek üzere terk ettiği evinin anahtarını yıllarca Atina’daki evinde saklamıştır. Tarih 1950’yi gösterdiğinde Yorgo Seferis sıcak bir temmuz günü yaklaşık 40 sene aradan sonra Urla ’yı ziyaret eder. Çocukluğunun geçtiği evinin yıkıntı halinde dönüşmüş olduğunu görür. Başka bir acı verici anı, İzmir ’deki evini ziyaret etmek istediğinde yaşanır. İzmir ’deki evi, çarpık yapılaşmanın tırpanından nasibini fazlaca almış , çocukluk anılarının mühim bir bölümünün geçtiği evden geriye taş bile kalmamıştır. Anı defterine ‘Evimizden Bornova ’nın dağlarını seyrederdik’ diye yazmış olan Yorgo Seferis ’in İzmir’deki evlerinin, Bornova ’ya yakın olduğunu tahmin ediyoruz. Mahalle öylesine değişmiştir ki İzmir haritasını ezbere bilen Yorgo, -‘saatlerce sokaklarda dolaştıktan sonra evimizin bulunduğunu sandığım yere gittim ’ diye hüzünle günlüğüne not düşer.

20 Eylül 1971 yılında hayata gözlerini yuman sanatçının edebiyata olan aşkı kendisine iki mühim mükafat kazandırmıştır; 1947 ’de aldığı Atina Akademisi Ödülü ve hiç şüphesiz dünyanın en saygın ödüllerinden biri olan,1963 yılında aldığı Nobel Edebiyat Ödülü.

Bugün , Urla İskelesine yolumuz düştüğünde, küçük bir levha ile karşılaşıyoruz ; Üzerinde ’Yorgo Seferis’in evi’ yazan, eski bir ok bu. Levhayı takip ettiğimizde , karşımıza bir taş ev çıkıyor. Üç bina, birbiri ile kapalı geçişlerle birleştirilmiş. Deniz kenarında bulunan eve doğru ilerlerken bize martılar eşlik ediyor. Hava tertemiz, limanda rengarenk kayıklar , balık ağları sırayla dizilmiş.

Yorgo Seferis ’in çocukluk yıllarında yaşadığı bu sürgünlük duygusu, doğduğu kent İzmir ve çocukluğunu geçirdiği Urla’dan ırak kalması, daha sonraları şiirlerine de yansımıştır.

Şiirlerinde ‘saklı sahil ’,’öteki dünya ’,’diğeri yaşam ’ gibi sözlere sıkça rastlanır. Bu sözleri ile acaba doğup büyüdüğü, Ege’nin dantel gibi işlenmiş kıyılarındaki en sevimli sahil kasabalarından biri olan Urla’yı ve çocukluğunu mu anlatıyor diye düşünüyor insan.


Back to Top ↑